۞ Kur'an Tefsiri Oku

Felak Sûresi

سُورَةُ ٱلفلق
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ ﴿٥﴾
• • •
5- “Ve hased ettiği zaman hased edenin şerrinden.”
Müfessir Seçin
۞
İbn Kesîr
vef. 774 / 1373
۞
Taberî
vef. 310 / 923
۞
Sa'dî
vef. 1376 / 1956
Taberî Tefsiri
Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân
Allah Teâlâ’nın şu sözü: “Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden.”

Tefsir ehli, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’in şerrinden Allah’a sığınması emredilen hasetçinin kim olduğu hakkında ihtilaf etmiştir.

Bazıları dedi ki: Bu, bütün hasetçilerdir; Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e, onların gözlerinin ve nefislerinin şerrinden Allah’a sığınması emredilmiştir.

Bunu söyleyenlerden rivayet edilenler:

Katade dedi ki: Gözünün ve nefsinin şerrinden. Ata el-Horasani de aynı şeyi söyledi.

Müammar dedi ki: İbn Tavus’tan, o da babasından rivayet etti: Nazar haktır. Eğer kaderi geçecek bir şey olsaydı, onu nazar geçerdi. Sizden biri (nazardan dolayı) yıkanması istenirse yıkansın.

Başkaları dedi ki: Bu ayetle Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e, kendisini haset eden Yahudilerin şerrinden Allah’a sığınması emredilmiştir.

Bunu söyleyenlerden rivayet edilenler:

İbn Zeyd dedi ki: “Ve haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden” yani Yahudiler; onların iman etmelerine engel olan şey hasetleridir.

Doğruya en yakın görüş şudur:

Allah Teâlâ, Nebi -sallallahu aleyhi ve sellem-’e her hasetçinin haset ettiği zaman şerrinden Allah’a sığınmasını emretmiştir; ister onu ayıplasın, ister büyü yapsın, ister ona kötülük murat etsin.

Bunun böyle olmasının sebebi şudur: Allah Teâlâ, “haset ettiği zaman hasetçinin şerrinden” sözünde herhangi bir hasetçiyi diğerinden ayırmamış, aksine umum bırakmıştır. Bu yüzden hüküm umum üzere alınır.
وقوله: ( وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ ) اختلف أهل التأويل في الحاسد الذي أمر النبيّ صلى الله عليه وسلم أن يستعيذ من شرّ حسده به، فقال بعضهم: ذلك كلّ حاسد أمر النبيّ صلى الله عليه وسلم أن يستعيذ من شرّ عينه ونفسه.
* ذكر من قال ذلك:
حدثنا ابن عبد الأعلى، قال: ثنا ابن ثور، عن معمر، عن قتادة ( وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ ) قال: من شرّ عينه ونفسه، وعن عطاء الخراساني مثل ذلك. قال معمر: وسمعت ابن طاوس يحدّث عن أبيه، قال: العَينُ حَقٌّ، وَلَو كانَ شَيءٌ سابق القَدرِ، سَبَقَتْهُ العَينُ، وإذا اسْتُغْسِل (8) أحدكم فَلْيَغْتَسِل .
وقال آخرون: بل أمر النبيّ صلى الله عليه وسلم بهذه الآية أن يستعيذ من شرّ اليهود الذين حسدوه.
* ذكر من قال ذلك:
حدثني يونس، قال: أخبرنا ابن وهب، قال: قال ابن زيد، في قوله: ( وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ ) قال: يهود، لم يمنعهم أن يؤمنوا به إلا حسدهم .
وأولى القولين بالصواب في ذلك، قول من قال: أمر النبيّ صلى الله عليه وسلم أن يستعيذ من شرّ كلّ حاسد إذا حسد، فعابه أو سحره، أو بغاه سوءًا.
وإنما قلنا: ذلك أولى بالصواب؛ لأن الله عزّ وجلّ لم يخصص من قوله ( وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ ) حاسدا دون حاسد، بل عمّ أمره إياه بالاستعاذة من شرّ كلّ حاسد، فذلك على عمومه.
آخر تفسير سورة الفلق

Bağlantı kopyalandı