Kevser Sûresi
Tefsir ehli, Allah’ın bu hitapla Peygamberi’ne (sallallahu aleyhi ve sellem) emrettiği namazın hangi namaz olduğu ve “ve’nhar (kurban kes)” sözünün anlamı hakkında farklı görüşler ileri sürmüşlerdir.
Bunlardan bir kısmı şöyle demiştir: Allah Teâlâ'nın “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” buyruğuyla Peygamberini farz namazlara devam etmeye ve onları vakitlerinde muhafaza etmeye teşvik etmiştir.
Bu görüşü söyleyenlerin rivayetleri:
Bana Abdurrahman bin el-Esved et-Tufâvî anlattı, dedi ki: Bize Muhammed bin Rebîa anlattı, dedi ki: Bana Yezîd bin Ebî Ziyâd bin Ebî’l-Ca’d, Âsım el-Cahderî’den, o Ukbe bin Zuhayr’den, o da Ali (radıyallahu anh)'dan Allah’ın:
“O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” sözü hakkında şöyle dediğini nakletti: “Namazda sağ eli sol el üzerine koymaktır.”
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize Hammâd bin Seleme, Âsım el-Cahderî’den, o Ukbe bin Zabyân’dan, o babasından, o da Ali (radıyallahu anh)'dan “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.”
ayetini şöyle açıklamıştır: “Namazda bir eli diğer el üzerine koymaktır.”
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Hammâd bin Seleme’den, o Âsım el-Cahderî’den, o Ukbe bin Zuhayr’den, o babasından, o da Ali (radıyallahu anh) Allah’ın: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Sağ elini sol kolunun orta kısmı üzerine koyar, sonra ikisini de göğsünün üzerine yerleştirir.”
Bize Mihrân, Hammâd bin Seleme’den, o Âsım el-Ahvel’den, o eş-Şa’bî’den bunun bir benzerini nakletti.
Bize Ebu Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’, Yezîd bin Ebî Ziyâd’dan, o Âsım el-Cahderî’den, o Ukbe bin Zuhayr’den, o da Ali (radıyallahu anh)'dan “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Namazda sağ eli sol elin üzerine koymaktır.”
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Ebu Âsım anlattı, denildi ki (doğrusu: dedi ki): Bize Avf, Ebu’l-Kumûs’tan Allah’ın: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında şöyle demiştir: "Namazda eli elin üzerine koymaktır."
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Ebu Sâlih el-Horasânî anlattı, dedi ki: Bize Hammâd, Âsım el-Cahderî’den, o babasından, o Ukbe bin Zabyân’dan rivayet etti, Ali (radıyallahu anh) Allah’ın: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Sağ elini sol kolunun orta kısmı üzerine koyar, sonra ikisini de göğsünün üzerine yerleştirir.”
Bir başka grup ise şöyle demiştir:
Buradaki “Rabbin için namaz kıl” ifadesiyle farz namaz kastedilmiş; “ve’nhar” ifadesiyle de namaza başlarken ve namaza girerken elleri göğüs hizasına kadar kaldırmak kastedilmiştir.
Bu görüşü söyleyenlerin rivayetleri:
Bize Ebu Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’, İsrâil’den, o Câbir’den, o Ebu Ca’fer’den “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayetini şöyle açıklamıştır:
“Namazdır; ‘ve’nhar’ ise İftitah tekbirinde ilk tekbir alırken elleri kaldırmaktır.”
Diğerleri şöyle demiştir:
“Rabbin için namaz kıl” ifadesiyle farz namaz; “ve’nhar” ifadesiyle ise develerin kurban edilmesi kastedilmiştir.
Bu görüşü söyleyenlerin rivayetleri:
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Hukkâm bin Selem ve Hârûn bin el-Mugîre, Anbese’den, o İbn Ebî Necîh’ten, o Mucâhid’den “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayetini şöyle açıklamıştır: “Farz namaz ve develerin kurban edilmesidir.”
Bana Yakub anlattı, dedi ki: Bize Huşeym, Atâ bin es-Sâib’den, o Saîd bin Cubeyr ve Haccâc’dan o ikisi Allah’ın: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında şöyle demişlerdir: “Cem‘ (Müzdelife)’de sabah namazını kılmak ve Mina’da develeri kurban etmektir.”
Bize Ebu Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’, Katr’dan (doğrusu Kıtân'dan), o Atâ’dan “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayetini şöyle açıklamıştır: “Sabah namazını kılmak ve develeri kurban etmektir.”
Bana Muhammed bin Sa’d anlattı, dedi ki: Bana babam anlattı, dedi ki: Bana amcam anlattı, dedi ki: Bana babam, babasından, o İbn Abbas’tan rivayet etti: İbn Abbas “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayetini şöyle açıklamıştır: “Farz namazdır; en-Nahr (kurban kesmek) ise: nüsük (kurban ibadeti) ve kurban bayramı günü (hayvan) kesimidir.”
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Cerîr, Mansûr’dan, o el-Hakem’den Allah’ın: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Sabah namazıdır.”
Diğer bir grup ise şöyle demiştir: Bununla kastedilen şudur: Kurban günü bayram namazını kıl ve kurbanını kes.
Bu görüşü söyleyenlerin rivayetleri:
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Hârûn bin el-Mugîre, Anbese’den, o Câbir’den, o Enes bin Mâlik’ten rivayet etti Enes bin Mâlik dedi ki: Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) namaz kılmadan önce kurban keserdi. Sonra kendisine önce namaz kılması, ardından kurban kesmesi emredildi.
Bize Ebu Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’, Süfyân’dan, o Câbir’den, o İkrime’den nakletti: “Namazı kıl ve kurban ibadetini (nüsükü) yerine getir.”
Bize Ebu Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’, Sâbit bin Ebî Safiyye’den, o Ebu Ca’fer’den nakletti: “Rabbin için namaz kıl” ifadesinin namaz olduğunu söylemiştir. İkrime ise:
“Namazı kıl ve kurban ibadetini yerine getir.” demiştir.
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Hukkâm, Ebu Ca’fer’den, o er-Rabî’den nakletti: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Kurban bayramı günü namazı kıldığında kurbanını kes.”
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Yahya bin Vâdıh anlattı, dedi ki: Bize Katr (Kıtân) anlattı, dedi ki: Atâ’ya Allah’ın: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında sordum, dedi ki: “Namaz kılar ve kurban kesersin.”
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Ebu Âsım anlattı, dedi ki: Bize Avf, el-Hasan’dan nakletti: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında dedi ki: "Kurban kes."
(İbn Beşşâr) dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize Abân bin Hâlid anlattı, dedi ki: el-Hasan’ı şöyle derken işittim: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında “Kurban kesmektir.” dedi.
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den nakletti: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında dedi ki: “Develerin kurban edilmesi ve kurban günü namazıdır.”
Bize İbn Abdula‘lâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma’mer’den, o Katâde’den nakletti: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında dedi ki: “Kurban bayramı namazı ve develerin kurban edilmesidir.”
Bize Ebu Kureyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî, Sufyân’dan, o İbn Ebî Necîh’ten, o Mucâhid’den nakletti: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında dedi ki: "Mina’da develerin boğazlandığı yerlerdir."
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Sufyân’dan, o bir adamdan, o İkrime’den nakletti: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında dedi ki: "Kurban ibadetinin yerine getirilmesidir (boğazlanmasıdır)."
Bana Ali anlattı, dedi ki: Bize Ebu Sâlih anlattı, dedi ki: Bana Muâviye, Ali’den, o İbn Abbas’tan Allah’ın: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında İbn Abbas şöyle demiştir: "Kurban bayramı günü kurban kes."
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: İbn Zeyd, Allah’ın: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayeti hakkında şöyle demiştir: “Develeri kurban edilmesidir”
Bir başka grup ise şöyle demiştir:
Bu söz Peygamber’e (sallallahu aleyhi ve sellem), bazı insanların Allah’tan başkası için namaz kılıp Allah’tan başkası adına kurban kesmeleri sebebiyle söylenmiştir. Ona: “Namazını ve kurbanını yalnız Allah için yap; çünkü Allah’ı inkâr edenler bunları başkası adına yapıyorlardı.” denilmiştir.
Bu görüşü söyleyenlerin rivayeti:
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: Bana Ebu Sahr, Muhammed bin Ka’b el-Kurazî’den bu ayet hakkında şöyle dediğini nakletti:
“Şüphesiz biz sana Kevser’i verdik. O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.”
Yani:
“Bazı insanlar Allah’tan başkası için namaz kılıyor ve Allah’tan başkası adına kurban kesiyorlardı. Biz sana ey Muhammed Kevser’i verdiğimize göre, senin namazın ve kurbanın yalnız benim için olsun.”
Bir başka grup ise şöyle demiştir:
Bu ayet Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem) ve ashabı kuşatılıp Beyt’ten (Kabe'den) alıkonuldukları Hudeybiye günü indirilmiştir. Bunun üzerine Allah ona namaz kılmasını, kurbanlık develeri kesmesini ve sonra geri dönmesini emretmiş, o da bunu yapmıştır.
Bu görüşü söyleyenlerin rivayeti:
Bana Yûnus anlattı, dedi ki: Bize İbn Vehb haber verdi, dedi ki: Bana Ebu Sahr haber verdi, dedi ki: Bana Ebu Muâviye el-Bicillî, Saîd bin Cubeyr’den nakletti; Saîd bin Cubeyr şöyle demiştir: Bu ayet, yani: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” Hudeybiye günü nazil oldu. Cebrâil (aleyhisselâm) Peygamber’e gelip: “Kurbanını kes ve geri dön.” dedi. Bunun üzerine Resûlullah (sallallahu aleyhi ve sellem) ayağa kalktı, bayram hutbesine benzer bir hutbe irad etti, iki rekât namaz kıldı, ardından kurbanlık develerin yanına giderek onları kurban etti.
İşte Allah’ın: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” buyurmasının anlamı budur.
Bir başka grup ise şöyle demiştir: Bunun anlamı: “Namaz kıl, Rabbine dua et ve O’ndan iste.” demektir.
Bu görüşü söyleyenlerin rivayeti:
Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Süfyân’dan, o Ebu Sinân’dan, o Sâbit’ten, o Dahhâk’tan nakletti: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” ayetini şöyle açıklamıştır: : "Rabbin için namaz kıl ve O’ndan iste."
Arap dili uzmanlarından (nahivcilerden) bazıları Allah'ın
“ve’nhar” sözünü: “Göğsünü kıbleye çevir.” şeklinde tevil etmişlerdir. Nakledildiğine göre bazı Araplar:
“Evleri birbirine karşı karşıyadır (tetenâharu).” derlerdi; yani biri diğerinin tam karşısındadır.
Yine Benî Esed kabilesinden bir şairin şu beyti okuduğu nakledilmiştir: “Ey Ebû Hakem! Sen Mücâlid’in amcası ve karşı karşıya duran Bathâ halkının efendisi değil misin?”
Burada şiirin arapçasında “el-mütenâhir” ifadesi ile“birbirine karşı duran, yüz yüze gelen” anlamında kullanılmıştır.
Bu görüşler arasında bana göre doğruya en yakın olan görüş şudur: Ayetin anlamı:
“Bütün namazlarını yalnız Rabbin için, O’ndan başka hiçbir ortak ve ilâha yer vermeksizin ihlasla kıl. Aynı şekilde kurbanını da putlar için değil, yalnız O’nun için kes. Bu, Allah’ın sana verdiği, benzeri bulunmayan büyük hayır ve ikram olan Kevser’e karşı bir şükürdür.”
Ben bu görüşü tercih ettim. Çünkü Allah Teâlâ önce Peygamberine verdiği ikramı, lütfu ve Kevser nimetini haber vermiş, ardından da: “O halde Rabbin için namaz kıl ve kurban kes.” buyurmuştur.
Bundan anlaşılmaktadır ki Allah onu, kendisine verdiği nimet karşılığında yalnız Kendisine namaz kılmaya ve yalnız Kendisi için kurban kesmeye yöneltmiştir.
Bu nedenle ayeti sadece bazı namazlara veya bazı kurban çeşitlerine tahsis etmek için herhangi bir delil bulunmamaktadır. Çünkü burada amaç, nimetlere karşı şükretmeye teşviktir.
Buna göre ayetin te’vili şöyledir:
“Ey Muhammed! Biz sana Kevser’i verdik; bu, sana olan bir lütfumuz ve ikramımızdır. O hâlde Rabbine ibadette ihlaslı ol. Namazını ve kurbanını yalnız O’na tahsis et. Allah’ı inkâr edip başkasına kulluk eden ve kurbanlarını putlar adına kesen kimselerin yoluna muhalefet et.”