۞ Kur'an Tefsiri Oku

İhlâs Sûresi

سُورَةُ ٱلإخلاص
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اللَّهُ الصَّمَدُ ﴿٢﴾
• • •
2- “Allah, Sameddir.”
Müfessir Seçin
۞
İbn Kesîr
vef. 774 / 1373
۞
Taberî
vef. 310 / 923
۞
Sa'dî
vef. 1376 / 1956
Taberî Tefsiri
Câmiu'l-Beyân an Te'vîli Âyi'l-Kur'ân
Yüce Allah’ın: “Allah, Sameddir.” buyruğu, Kendisine ibadet edilen ve ibadetin yalnızca kendisine layık olduğu mabud, es-Samed’dir. 
Müfessirler “es-Samed” kelimesinin anlamı hakkında farklı açıklamalar yapmışlardır.
Onlardan bazıları dedi ki: “İçi boş olmayan, yemeyen ve içmeyen zâttır.”
Bu görüşü savunanlar şunları söylemiştir:
​Bize Abdurrahman bin el-Esved anlattı, dedi ki: Bize Muhammed bin Rebîa, Seleme bin Sâbûr’dan, o da Atiyye’den, o da İbn Abbas’tan rivayet etti, İbn Abbas dedi ki: “es-Samed”; içi boş olmayandır.
​Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize Sufyân, Mansûr’dan, o Mucâhid’den rivayet etti Mucâhid dedi ki: “es-Samed”; el-Musmet’tir; yani içinde boşluk bulunmayan varlıktır.
​Bize Ebu Kureyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’, Sufyân’dan, o da Mansûr’dan, o da Mucâhid’den tamamen bunun aynısını rivayet etti. 
Bana el-Hâris anlattı, dedi ki: Bize el-Hasan anlattı, dedi ki: Bize Varkâ, İbn Ebî Necîh’ten, o da Mucâhid’den rivayet etti Mucâhid dedi ki: “es-Samed”; el-Musmet’tir; yani içinde boşluk bulunmayan varlıktır.
​Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Abdurrahman ve Vekî’ anlattı, ikisi dediler ki: Bize Sufyân, İbn Ebî Necîh’ten, o da Mucâhid’den rivayet etti Mucâhid dedi ki: “es-Samed”; içi boş olmayandır.
Bize Ebu Kureyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’ anlattı; ve bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, hep birlikte Sufyân’dan, o da İbn Ebî Necîh’ten, o da Mucâhid’den bunun bir benzerini nakletti.
​Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Abdurrahman anlattı, dedi ki: Bize er-Rabî’ bin Muslim, el-Hasan’dan rivayet etti. Hasan dedi ki: “es-Samed”; içi boş olmayandır.
(Râvi) dedi ki: Bize er-Rabî’ bin Muslim, İbrâhim bin Meysere’den anlattı, dedi ki: Mucâhid beni Saîd bin Cübeyr’e, ona “es-Samed” hakkında sormam için gönderdi, Saîd bin Cübeyr şöyle dedi: "İçi boş olmayandır."
Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Yahya anlattı, dedi ki: Bize İsmâil bin Ebî Hâlid, eş-Şa’bî’den rivayet etti. eş-Şa’bî dedi ki:  “es-Samed” yemek yemeyendir.
Bize Yakub anlattı, dedi ki: Bize Huşeym, İsmâil bin Ebî Hâlid’den, o eş-Şa’bî’den rivayet etti. eş-Şa’bî dedi ki:  “es-Samed” yemek yemeyen ve içecek içmeyendir.
​Bize Ebu Kureyb ve İbn Beşşâr anlattı, ikisi dediler ki: Bize Vekî’, Seleme bin Nubeyt’ten, o da ed-Dahhâk’tan rivayet etti. ed-Dahhâk dedi ki: “es-Samed”; içi boş olmayandır.
Bize Ebu Kureyb anlattı, dedi ki: Bize İbn Ebî Zâide, İsmâil’den, o Âmir’den rivayet etti. Âmir dedi ki: “es-Samed” yemek yemeyendir.
Bize İbn Beşşâr ve Zeyd bin Ahzem anlattı, ikisi dediler ki: Bize İbn Dâvûd, el-Mustakîm bin Abdulmelik’ten, o Saîd bin el-Museyyeb’den rivayet etti. Saîd bin el-Museyyeb dedi ki: “es-Samed”; hiçbir iç dolgusu (bağırsak/boşluk) olmayandır.
​Bana Huseyin’den anlatıldı, dedi ki: Ebu Muâz’ı şöyle derken işittim: Bize Ubeyd anlattı, dedi ki: ed-Dahhâk’ı O'nun: “es-Samed” sözü hakkında şöyle derken işittim: "İçi boş olmayandır."
​Bana el-Abbas bin Ebî Tâlib anlattı, dedi ki: Bize Muhammed bin Ömer bin Rûmî, el-A’meş’in kâtibi Ubeydullah bin Saîd’den  anlattı, dedi ki: Bana Sâlih bin Hayyân, o Abdullah bin Büreyde’den, o babasından anlattı, (râvi) dedi ki: "Onu ancak (Nebi'ye) merfu kıldığını bilmekteyim", buyurmuştur ki: “es-Samed” içi boş olmayan zattır.” 
Bize İbn Abdilâlâ anlattı, dedi ki: Bize Bişr bin el-Mufaddal, er-Rabî’ bin Müslim’den anlattı, dedi ki: El-Hasan’ı şöyle derken işittim: “es-Samed”; içi boş olmayandır.
Bize İbn Abdilâlâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma’mer’den, o İkrime’den rivayet etti. İkrime dedi ki: “es-Samed” içi boş olmayandır.
​Başkaları da şöyle dediler: "O, kendisinden hiçbir şey çıkmayandır.
Bu görüşü savunanlar şunları söylemiştir:
Bana Yakub anlattı, dedi ki: Bize İbn Uleyye, Ebu Recâ’dan anlattı, dedi ki: (Ebu Recâ) İkrime’nin: “es-Samed” sözü hakkında şöyle dediğini işitmiştir: "Kendisinden hiçbir şey çıkmayan, doğurmamış ve doğurulmamış olandır."
​Bize İbn Beşşâr anlattı, dedi ki: Bize Muhammed bin Ca’fer anlattı, Bize Şu’be, Ebu Recâ Muhammed bin Yûsuf’tan, o İkrime’den 
rivayet etti. İkrime dedi ki: “es-Samed” kendisinden hiçbir şey çıkmayandır.
​Başkaları da şöyle dediler: "O; doğurmamış ve doğurulmamış olandır."
Bu görüşü savunanlar şunları söylemiştir:
​Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Ebu Ca’fer’den, o da er-Rabî’den, o da Ebu’l-Âliye’den rivayet etti. Ebu’l-Âliye dedi ki: “es-Samed”  doğurmayan ve doğurulmayan zâttır. Çünkü doğuran her şey miras bırakacaktır. Doğurulan her şey de mutlaka ölecektir. Allah Teâlâ ise ne miras bırakır ne de ölür.
Bize Ahmed bin Menî’ ve Mahmûd bin Hudâş anlattı, ikisi dediler ki: Bize Ebu Sa’d es-San’ânî anlattı, dedi ki: Müşrikler Nebi (sallallahu aleyhi ve sellem)’e: “Bize Rabbinin nesebini bildir.” demeleri üzerine şu sûre indirildi: “De ki: O Allah birdir. Allah es-Samed’dir. Çocuğu da yoktur, ana-babası da. O’na denk hiç kimse de yoktur”

Çünkü: Doğan her şey ölecektir. Ölen her şey de miras bırakacaktır. Allah ise ne ölür ne de miras bırakır. O’na denk hiç kimse de yoktur” yani: O’nun hiçbir benzeri ve hiçbir dengi yoktur. Hiçbir şey O’nun misli değildir. 
​Bize Ebu Küreyb anlattı, dedi ki: Bize Vekî’, Ebu Ma’şer’den, o Muhammed bin Ka’b’dan rivayet etti: “es-Samed” doğurmamış, doğurulmamış ve kendisinin hiçbir dengi olmamış olan zattır.
​Başkaları da şöyle dediler: "Efendiliği nihayete ermiş (zirveye ulaşmış) olandır."
Bu görüşü savunanlar şunları söylemiştir:
Bana Ebu’s-Sâib anlattı, dedi ki: Bana Ebu Muâviye, el-A’meş’ten, o Şakîk’tan rivayet etti Şakîk dedi ki: “es-Samed” efendiliği nihayete ermiş olan efendidir.
Bize Ebu Kureyb, İbn Beşşâr ve İbn Abdilâlâ anlattı, dediler ki: Bize Vekî’, el-A’meş’ten, o Ebu Vâil’den rivayet etti Ebu Vâil dedi ki: “es-Samed” efendiliği nihayete ermiş olan efendidir. Ebu Kureyb ve İbn Abdilâl'â "efendiliği" (su'dedehu) kelimesini söylemediler. 
​Bize İbn Humeyd anlattı, dedi ki: Bize Mihrân, Sufyân’dan, o da el-A’meş’ten, o da Ebu Vâil’den bunun bir benzerini nakletti.
Bize Ali anlattı, dedi ki: Bize Ebu Sâlih anlattı, dedi ki: Bana Muâviye, Ali’den, o İbn Abbas’tan nakletti, Allah'ın
“es-Samed” sözü hakkında şöyle dedi: efendiliğinde kemale ulaşmış efendi, şerefinde kemale ulaşmış şeref sahibi, azametinde kemale ulaşmış büyük, hilminde kemale ulaşmış halîm,zenginliğinde kemale ulaşmış ganî, kudret ve cebbarlığında kemale ulaşmış cebbar, ilminde kemale ulaşmış âlim, hikmetinde kemale ulaşmış hakîmdir. Şeref ve efendiliğin bütün çeşitlerinde kemale ermiş olan yalnız O’dur. Bu sıfat yalnız Allah’a aittir.” 
​Başkaları da şöyle dediler: "Bilakis O, yok olmayan, baki kalandır."
Bu görüşü savunanlar şunları söylemiştir:
Bize Bişr anlattı, dedi ki: Bize Yezîd anlattı, dedi ki: Bize Saîd, Katâde’den nakletti, Allah'ın“De ki: O Allah birdir. Allah es-Samed’dir. Çocuğu da yoktur, ana-babası da.” buyruğu hakkında (Katâde) dedi ki: El-Hasan ve Katâde şöyle diyorlardı: yaratılmışlardan sonra da baki kalacak olan zâttır. Bu sûre tamamen tevhid sûresidir. İçinde dünya ve ahiret hükümlerinden hiçbir şey zikredilmemiştir.
​Bize İbn Abdilâlâ anlattı, dedi ki: Bize İbn Sevr, Ma’mer’den, o Katâde’den rivayet etti. Katâde dedi ki: “es-Samed” daima (kesintisiz var) olandır.

Ebû Ca‘fer şöyle der: Arap dilinde “es-Samed”İnsanların kendisine yöneldiği, üstünde hiç kimsenin bulunmadığı, efendi anlamına gelir. 
Araplar ileri gelenlerini de bu isimle adlandırırlar.
Bir şair şöyle demiştir:

Benî Esed’in en hayırlı iki kişisinin ölüm haberi erkenden geldi:

Amr b. Mes‘ûd’un ve o efendi Samed’in
Züberkân da şöyle demiştir:
Rehine olarak ancak efendi bir Samed bırakılır.

Madem ki durum böyledir; Kur’ân’ın kendi diliyle indiği Arapların konuşmasında bilinen anlam esas alınmalıdır.

Eğer Abdullah bin Büreyde’nin babasından rivayet ettiği hadis sahih olsaydı, görüşlerin en doğrusu o olurdu.

Çünkü Allah’ın muradını ve kendisine indirilen vahyin anlamını en iyi bilen kişi Rasûlullah’tır (sallallahu aleyhi ve sellem).

وقوله: ( اللَّهُ الصَّمَدُ ) يقول تعالى ذكره: المعبود الذي لا تصلح العبادة إلا له الصمد.واختلف أهل التأويل في معنى الصمد, فقال بعضهم: هو الذي ليس بأجوف, ولا يأكل ولا يشرب.* ذكر من قال ذلك:حدثنا عبد الرحمن بن الأسود, قال: ثنا محمد بن ربيعة, عن سلمة بن سابور, عن عطية, عن ابن عباس, قال: ( الصمد ): الذي ليس بأجوف .حدثنا ابن بشار, قال: ثنا عبد الرحمن, قال: ثنا سفيان, عن منصور, عن مجاهد, قال: ( الصمد ): المُصْمَت الذي لا جوف له .حدثنا أبو كُرَيب, قال: ثنا وكيع, عن سفيان, عن منصور, عن مجاهد, مثلَه سواء.حدثني الحارث, قال: ثنا الحسن, قال: ثنا ورقاء, عن ابن أبي نجيح, عن مجاهد, قال: ( الصمد ): المصمت الذي ليس له جوف .حدثنا ابن بشار, قال: ثنا عبد الرحمن ووكيع, قالا ثنا سفيان, عن ابن أبي نجيح, عن مجاهد, قال: ( الصَّمَد ): الذي لا جوف له .حدثنا أبو كُرَيب, قال: ثنا وكيع; وحدثنا ابن حميد, قال: ثنا مهران جميعا, عن سفيان, عن ابن أبي نجيح, عن مجاهد, مثلَه.حدثنا ابن بشار, قال: ثنا عبد الرحمن, قال: ثنا الربيع بن مسلم, عن الحسن, قال: ( الصمد ): الذي لا جوف له .قال: ثنا الربيع بن مسلم, عن إبراهيم بن ميسرة, قال: أرسلني مجاهد إلى سعيد بن جبير أساله عن ( الصمد ), فقال: الذي لا جوف له .حدثنا ابن بشار, قال: ثنا يحيى, قال: ثنا إسماعيل بن أبي خالد, عن الشعبي, قال: ( الصمد ) الذي لا يطعم الطعام .حدثنا يعقوب, قال: ثنا هشيم, عن إسماعيل بن أبي خالد, عن الشعبي أنه قال: ( الصمد ): الذي لا يأكل الطعام, ولا يشرب الشراب .حدثنا أبو كُرَيب وابن بشار, قالا ثنا وكيع, عن سلمة بن نبيط, عن الضحاك, قال: ( الصمد ): الذي لا جوف له .حدثنا أبو كُرَيب, قال: ثنا ابن أبي زائدة, عن إسماعيل, عن عامر, قال: ( الصمد ): الذي لا يأكل الطعام .حدثنا ابن بشار وزيد بن أخزم, قالا ثنا ابن داود, عن المستقيم بن عبد الملك, عن سعيد بن المسيب قال: ( الصمد ): الذي لا حِشوة له .حُدثت عن الحسين, قال: سمعت أبا معاذ يقول: ثنا عبيد, قال: سمعت الضحاك يقول في قوله: ( الصمدُ ): الذي لا جوف له .حدثني العباس بن أبي طالب, قال: ثنا محمد بن عمر بن رومي, عن عبيد الله بن سعيد قائد الأعمش, قال: ثني صالح بن حيان, عن عبد الله بن بريدة, عن أبيه, قال: لا أعلمه إلا قد رفعه, قال: ( الصَّمَد ) الذي لا جوف له .حدثنا ابن عبد الأعلى, قال: ثنا بشر بن المفضل, عن الربيع بن مسلم, قال: سمعت الحسن يقول: ( الصَّمَد ): الذي لا جوف له .حدثنا ابن عبد الأعلى, قال: ثنا ابن ثور, عن معمر, عن عكرمة, قال: ( الصمد ): الذي لا جوف له .وقال آخرون: هو الذي لا يخرج منه شيء.* ذكر من قال ذلك:حدثني يعقوب, قال: ثنا ابن علية, عن أبي رجاء قال: سمعت عكرمة, قال في قوله: ( الصمد ): الذي لم يخرج منه شيء, ولم يلد, ولم يولد .حدثنا ابن بشار, قال: ثنا محمد بن جعفر, قال: ثنا شعبة, عن أبي رجاء محمد بن يوسف, عن عكرمة قال: ( الصمد ): الذي لا يخرج منه شيء .وقال آخرون: هو الذي لم يَلِد ولم يُولَد.* ذكر من قال ذلك:حدثنا ابن حميد, قال: ثنا مهران, عن أبي جعفر, عن الربيع, عن أبي العالية, قال: ( الصمد ): الذي لم يلد ولم يولد, لأنه ليس شيء يلد إلا سيورث, ولا شيء يولد إلا سيموت, فأخبرهم تعالى ذكره أنه لا يورث ولا يموت .حدثنا أحمد بن منيع ومحمود بن خداش قالا ثنا أبو سعيد الصنعاني, قال: قال المشركون للنبي صلى الله عليه وسلم أنسب لنا ربك فأنـزل الله: ( قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ * وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ) لأنه ليس شيء يولد إلا سيموت, وليس شيء يموت إلا سيورث, وإن الله جلّ ثناؤه لا يموت ولا يورث ( وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ ) : ولم يكن لَه شبيه ولا عِدل, وليس كمثله شيء .حدثنا أبو كُرَيب, قال: ثنا وكيع, عن أبي معشر, عن محمد بن كعب: الصمد: الذي لم يلد ولم يولد, ولم يكن له كفوا أحد .وقال آخرون: قد انتهى سُؤدده.* ذكر من قال ذلك:حدثني أبو السائب, قال: ثني أبو معاوية, عن الأعمش, عن شقيق, قال: الصمد: هو السيد الذي قد انتهى سؤدده.حدثنا أبو كُرَيب وابن بشار وابن عبد الأعلى, قالوا: ثنا وكيع, عن الأعمش, عن أبي وائل, قال: ( الصَّمَد ): السيد الذي قد انتهى سؤدده; ولم يقل أبو كُرَيب وابن عبد الأعلى سؤدده.حدثنا ابن حميد, قال: ثنا مهران, عن سفيان, عن الأعمش, عن أبي وائل مثله.حدثنا علي, قال: ثنا أبو صالح, قال: ثني معاوية, عن علي, عن ابن عباس, في قوله: ( الصَّمَدُ ) يقول: السيد الذي قد كمُل في سُؤدَده, والشريف الذي قد كمل في شرفه, والعظيم الذي قد عظم في عظمته, والحليم الذي قد كمل في حلمه, والغني الذي قد كمل في غناه, والجبَّار الذي قد كمل في جبروته, والعالم الذي قد كمل في علمه, والحكيم الذي قد كمل في حكمته, وهو الذي قد كمل في أنواع الشرف والسؤدد, وهو الله سبحانه هذه صفته, لا تنبغي إلا له .وقال آخرون: بل هو الباقي الذي لا يفنَى.* ذكر من قال ذلك:حدثنا بشر, قال: ثنا يزيد, قال: ثنا سعيد, عن قتادة, في قوله: ( قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ * اللَّهُ الصَّمَدُ * لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ ) قال: كان الحسن وقتادة يقولان: الباقي بعد خلقه, قال: هذه سورة خالصة, ليس فيها ذكر شيء من أمر الدنيا والآخرة .حدثنا ابن عبد الأعلى, قال: ثنا ابن ثور, عن معمر, عن قتادة, قال: ( الصمد ): الدائم .قال أبو جعفر: الصمد عند العرب: هو السيد الذي يُصمد إليه, الذي لا أحد فوقه, وكذلك تسمى أشرافها; ومنه قول الشاعر:ألا بَكَـرَ النَّـاعي بِخَـيْرَيْ بَنِـي أسَدْبِعَمْرِو بْـنِ مَسْعُودٍ وبالسَّيِّدِ الصَّمَدْ (3)وقال الزبرقان:وَلا رَهِينَةً إلا سَيِّدٌ صَمَدُ (4)فإذا كان ذلك كذلك, فالذي هو أولى بتأويل الكلمة, المعنى المعروف من كلام من نـزل القرآن بلسانه; ولو كان حديث ابن بُريدة, عن أبيه صحيحا, كان أولى الأقوال بالصحة, لأن رسول الله صلى الله عليه وسلم أعلم بما عنى الله جل ثناؤه, وبما أنـزل عليه.
Bağlantı kopyalandı