Tebbet Sûresi
Tebbet Sûresi'nin TefsiriBu sûre Mekke'de nazil olmuştur.
Buhârî dedi ki: Bize Muhammed bin Selâm anlattı, bize Ebu Muâviye anlattı, bize el-A’meş, Amr bin Mürre’den, o Saîd bin Cübeyr’den, o İbn Abbas’tan rivayet etti ki: Peygamber ﷺ Bathâ’ya (vadiye) çıktı, ardından dağa tırmandı ve:
“Ya sabâhah (Ey ahali, uyanın/toplanın)!” diye seslendi. Bunun üzerine Kureyş onun etrafında toplandı. O da şöyle buyurdu:
“Ben size, düşmanın sabahleyin yahut akşamleyin size saldıracağını haber versem, beni tasdik eder miydiniz?” Onlar: “Evet.” dediler. Bunun üzerine şöyle buyurdu:
“Şüphesiz ben, şiddetli bir azabın öncesinde sizin için bir uyarıcıyım.” Bunun üzerine Ebû Leheb: “Bizi bunun için mi topladın? Helâk olasın!” dedi. Bunun üzerine Allah Teâlâ şu âyetleri indirdi: “Elleri kurusun Ebû Leheb’in, zaten kurudu da!” sûrenin sonuna kadar. Başka bir rivayette ise şöyledir: Ebû Leheb ayağa kalktı, ellerini silkeleyerek: “Günün geri kalanında da helâk olasın! Bizi bunun için mi topladın?” diyordu. Bunun üzerine Allah Teâlâ: “Elleri kurusun Ebû Leheb’in, zaten kurudu da!” âyetini indirdi.Birinci ifade “tebbet yedâ” ona karşı bir beddua; ikinci ifade “ve tebb” ise onun hakkında verilmiş bir haberdir.
Bu Ebû Leheb, Rasûlullah ﷺ’in amcalarından biridir. Asıl adı Abdüluzzâ bin Abdülmuttalib, künyesi ise Ebû Utbe idi. Yüzünün parlaklığı sebebiyle kendisine “Ebû Leheb” denilmiştir.
O, Rasûlullah ﷺ’e son derece eziyet eden, ona karşı şiddetli kin besleyen, onu küçümseyen, kendisini ve dinini değersiz göstermeye çalışan bir kimseydi.
İmam Ahmed dedi ki: Bize İbrâhim bin Ebî’l-Abbas anlattı, bize Abdurrahman bin Ebî’z-Zinâd, babasından nakletti. Babası şöyle dedi: Bana, Benî Deyl kabilesinden ve câhiliye dönemini yaşamış, sonra da Müslüman olmuş olan, Rebîa bin İbâd (veya Abbâd) adındaki bir kişi haber verdi. O şöyle dedi: Câhiliye döneminde, Zülmecâz pazarında Peygamber ﷺ’i gördüm. Şöyle diyordu: “Ey insanlar! ‘Lâ ilâhe illallah’ deyin ki kurtuluşa eresiniz.” İnsanlar onun etrafında toplanmıştı. Arkasında ise yüzü nurlu (parlak), şaşı ve iki örgülü saçlı bir adam bulunuyordu. O şöyle diyordu: “Bu, dininden çıkmış yalancı bir kimsedir.” Peygamber ﷺ nereye giderse onu takip ediyordu. Ben onun kim olduğunu sordum. Dediler ki: “Bu, onun amcası Ebû Leheb’dir.”
Sonra bunu (Ahmed bin Hanbel) Süreyc’den, o İbn Ebî’z-Zinâd’dan, o babasından naklederek zikretti . Ebû’z-Zinâd dedi ki: Ben Rebîa’ya: “O günlerde küçük bir çocuk muydun?” dedim. O şöyle cevap verdi: “Hayır, Allah’a yemin olsun ki o gün ben, su tulumunu sıktığımı ve taşıdığımı idrak edecek yaştaydım.” Bu rivayeti yalnız Ahmed nakletmiştir.
Muhammed bin İshak dedi ki: Bana Hüseyin bin Abdullah bin Ubeydullah bin Abbas rivayet etti. O şöyle dedi: Rebîa b. Abbâd ed-Deylî’yi şöyle derken işittim:
Ben genç bir delikanlı iken babamla birlikteydim. Rasûlullah ﷺ’in kabileleri dolaştığını görüyordum. Arkasında ise şaşı gözlü, güzel yüzlü ve uzun saçlı bir adam bulunuyordu.
Rasûlullah ﷺ her bir kabilenin yanında duruyor ve şöyle diyordu:
“Ey falan oğulları! Şüphesiz ben size gönderilmiş Allah’ın elçisiyim. Size Allah’a kulluk etmenizi, O’na hiçbir şeyi ortak koşmamanızı emrediyorum. Ayrıca beni tasdik etmenizi ve Allah’ın kendisiyle beni gönderdiği görevi yerine getirinceye kadar beni koruyup desteklemenizi istiyorum.”
O sözünü bitirdiğinde, arkasındaki adam şöyle diyordu:
“Ey falan oğulları! Bu adam sizden Lât ve Uzzâ’yı, ayrıca Benî Mâlik b. Ukayş cinlerinden olan müttefiklerinizi terk etmenizi istiyor. Sizi, getirdiği bu bid‘at ve sapıklığa çağırıyor. Sakın onu dinlemeyin ve ona uymayın.” Ben babama: “Bu kimdir?” diye sordum. Babam: “Bu onun amcası Ebû Leheb’dir.” dedi.
Bu rivayeti Ahmed ve Tabarani de aynı lafızlarla rivayet etmişlerdir.
Yüce Allah’ın: “Ebû Leheb’in iki eli kurusun!” buyruğu, Yani: Ziyana uğradı, hüsrana düştü; ameli ve bütün çabası boşa çıktı. “Ve kurudu da!” Yani: Gerçekten onun hüsranı ve helâki kesinleşmiş, gerçekleşmiş ve tahakkuk etmiştir.